Son Yazılarım
- Üzgünüm, baktım baktım göremedim..:)
- BİR KADININ SEKS GUNLUGU
- Ne vardı??...
- İçimden gelen
- İŞTE FİLMİM:)
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Üzgünüm, baktım baktım göremedim..:)
6/10/2009 · Kategori: icimden gelen
Belki bu konu da en son yorum yapabilecek kişi benim ama gene duramadım:) Anlatılan onca aşk tanımına inanamadım ne gerçekci geldi ne de olası.. Son gunlerde konu geldi çatı hep aşka dayandı yok baharda değil aslında ama;) Bir filmi tartışırken, bir kitabı anlatırken, yaşanmışlıklar dile gelince bana göre hep olması istenen ama gerçekte olmayan şu aşk..
Her ne kadar siz bana inanmak istemesenizde .. Anlattıklarınızdan yola çıkıp gözlemlerimi söyleyeyim ama kızmayın sakın bana;)
Bütün aşklar romantik başlar. İlk zamanlar tabii güzel , yeni biri yeni zevk ve paylaşımlar.. Sonra bu sona erer. Çünkü insan hep romantik hayallerle yaşayamaz ki..Gerçeklerle yaşamak zorundadır ve gerçekler tamamen farklıdır. Ona baktığında bütünü görmemiştir çünkü, görmek de istememiştir zaten. Ne önemi vardır ki..O kafasında bir profil çizmiştir. Sıra kim daha güçlüyse "sensiz yaşayamam" demeye başlar çünkü "gel benim kölem ol" demekten daha çekicidir ve kandırıcı:)) Sonra aşk denen şey bağlılığa dönüşür. Taraflar artık birbirini sahiplenmiştir çünkü...Özgürlükler kısıtlanır, fedakarlık denir. Sonrasında "ama ben senin için şunu yaptım, bundan vazgeçtim" demeler de çıkar meydana:) Eh artık aşkın sonu gelmiştir. Bu aklın paradokslarından biri. Artık o senin alıştığın bildiğin gözünün önünde olandır. hatta zaman zaman aslında var olup da görmek istemediğin gözünü yumduğun yanlarını görmeye başlar bir de kızarsın sanki aldatılmış gibi.. Halbuki baştan beri bir aldatılmışlığı yaşamıyorsun sanki...Yaşamak istediğin mutluluk, heycan, şımartılma ve egonun tatmini değilmiydi.. Tamam bu kadar acımasız olmayayım. İçinde belki gerçek bir pırıltı vardı ama sen onu koruyup tutamadın, özen göstermedin beslemedin, karşındakide öyle. Ve onu öldürdün. O ordaydı ve sen onu öldürdün!
En kötüsü de bir ilişkiye girdin mi birbirine özen göstermez olursun. Ve dersin tamam tanıyorum ben onu, herşeyini biliyorum.Kimsenin birşey bildiği yok!!Diğerini tanımak imkansızdır, o hep muamma olarak kalır. İnsan zaman zaman kendini tanımaz ki sen karşındakinin herşeyini nasıl bileceksin:) Ve bu gece beraber uyuduğun sevgilinin yüzüne sabah uyandığında tekrar bak. Artık aynı insan değil o. İnsan eşya değil ki değişir, gelişir, zevkleri beklentileri, hissettikleri..Sen de anlayıp kabullenerek tekrar tekrar onun en derin hisselerine varlığının en uç noktalarına ulaşmaya çabalarsın. Beraber kat edip bu yolu bir keşfe çıkar gibi tüm özgürükleri sunarak karşılıklı yaşıyorsan ne ala... Ama genelde hep bir taraf bir tarafı sömürmeye başlar, hiç doymayan bir çocuk gibi istekler beklentiler bir türlü bitmez bir taraf istedikce ister durur, diğeri ise en sonunda vazgecer ya susar ya da çeker gider..
Şimdi bütün bu yaşanılanlara bir bakalım , aşk bunun neresinde????
Her ne kadar siz bana inanmak istemesenizde .. Anlattıklarınızdan yola çıkıp gözlemlerimi söyleyeyim ama kızmayın sakın bana;)
Bütün aşklar romantik başlar. İlk zamanlar tabii güzel , yeni biri yeni zevk ve paylaşımlar.. Sonra bu sona erer. Çünkü insan hep romantik hayallerle yaşayamaz ki..Gerçeklerle yaşamak zorundadır ve gerçekler tamamen farklıdır. Ona baktığında bütünü görmemiştir çünkü, görmek de istememiştir zaten. Ne önemi vardır ki..O kafasında bir profil çizmiştir. Sıra kim daha güçlüyse "sensiz yaşayamam" demeye başlar çünkü "gel benim kölem ol" demekten daha çekicidir ve kandırıcı:)) Sonra aşk denen şey bağlılığa dönüşür. Taraflar artık birbirini sahiplenmiştir çünkü...Özgürlükler kısıtlanır, fedakarlık denir. Sonrasında "ama ben senin için şunu yaptım, bundan vazgeçtim" demeler de çıkar meydana:) Eh artık aşkın sonu gelmiştir. Bu aklın paradokslarından biri. Artık o senin alıştığın bildiğin gözünün önünde olandır. hatta zaman zaman aslında var olup da görmek istemediğin gözünü yumduğun yanlarını görmeye başlar bir de kızarsın sanki aldatılmış gibi.. Halbuki baştan beri bir aldatılmışlığı yaşamıyorsun sanki...Yaşamak istediğin mutluluk, heycan, şımartılma ve egonun tatmini değilmiydi.. Tamam bu kadar acımasız olmayayım. İçinde belki gerçek bir pırıltı vardı ama sen onu koruyup tutamadın, özen göstermedin beslemedin, karşındakide öyle. Ve onu öldürdün. O ordaydı ve sen onu öldürdün!
En kötüsü de bir ilişkiye girdin mi birbirine özen göstermez olursun. Ve dersin tamam tanıyorum ben onu, herşeyini biliyorum.Kimsenin birşey bildiği yok!!Diğerini tanımak imkansızdır, o hep muamma olarak kalır. İnsan zaman zaman kendini tanımaz ki sen karşındakinin herşeyini nasıl bileceksin:) Ve bu gece beraber uyuduğun sevgilinin yüzüne sabah uyandığında tekrar bak. Artık aynı insan değil o. İnsan eşya değil ki değişir, gelişir, zevkleri beklentileri, hissettikleri..Sen de anlayıp kabullenerek tekrar tekrar onun en derin hisselerine varlığının en uç noktalarına ulaşmaya çabalarsın. Beraber kat edip bu yolu bir keşfe çıkar gibi tüm özgürükleri sunarak karşılıklı yaşıyorsan ne ala... Ama genelde hep bir taraf bir tarafı sömürmeye başlar, hiç doymayan bir çocuk gibi istekler beklentiler bir türlü bitmez bir taraf istedikce ister durur, diğeri ise en sonunda vazgecer ya susar ya da çeker gider..
Şimdi bütün bu yaşanılanlara bir bakalım , aşk bunun neresinde????

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır
« Önceki ::